Efendim bloğumuz sonunda sabit ve yeni bir çehreye büründü. Ee bunda canım, ciğerim, alemlerin en pars insanı olan biraderimin katkılarını yadsıyamam. Kendilerine buradan teşekkürlerimi sunarım.
Son durumlara gelince; malum bayram olduğu için eş dost ziyaretleri, aşırı glikoz yüklemesinden dolayı çaktırmadan alınan kilolar, el öpmekten aşınan dudaklar, iyi bayramlar diyen palelere verilen şekerlerden ibaret. Nerde o eski bayramlar muhabbetini yapacak kadar kemale ermediğimizden, eski şeker bayramlarının sadece havaların iyi olduğu yaz aylarında olduğunu hatırlamaktayım. Ha bir de Mustafa Kandıralı (R.I.P.) eşliğinde yaşanan bayram sabahlarını.
Benim için bayramın başlangıcı sabah ayazında camide çalınması halinde ciğerini yakmaması için ergen evlattan ödünç alınan telmaşa spor ayakkabı ile camiye seyirten amcaları gördüğüm andır. Müteakiben eve gelinir, bir gözüm hala beni şehvetle geri çağıran yatağımda olsa da ev ahalisiyle bayramlaşılır, iyi bir kahvaltı ve akabinde bir gün önce yapılmış olan tatlının hatırının sorulmasıyla başlar. Daha sonra ziyaret faslı başlar. Küçüklüğümden beri istisnasız ikram edilen her tatlıyı yemişliğim vardır ve bugün 0,1 tona yaklaşan bedenimin sağlam temellerini o günlerde attığımı düşünmekteyim. Yediğim tatlılar hakkında eleştiriler yaparım ki "Bunun içine ceviz mi koymuşlar yoksa b.k mu?" demişliğim de vardır. Bayramın bitişi ise ayrı bir muammadır. Tatilin bitişinden dolayı bünyeyi kaplayan hüzün, alınan kilolar ve şeker nedeniyle vücutta oluşan kabarcıklar vs. ...
Herkese cümleten iyi bayramlar.
25 Ekim 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder